Neyi, Ne İçin Yapıyoruz?

Dünya bırakıp gideceğimiz bir yerdir. Bunu pandemi sürecinde anlamayı/ anlamamızı umuyordum. Fakat şahid olduğum şey, ellerimiz bildiğimiz dünyadan ne kadar koparılmak istense de bir o kadar ona uzanmak için yeni yollar buluyor olduğumuzdu.


Bu, insan soyumuzun hayatta kalma refleksi miydi? Travmaya baş etme şeklimiz miydi? İyileşme şeklimizdi belki de.. belki de kendimizi bilmediğimiz başka bir şekilde hasta ettik.. hırslar, planlar, eğitimler, bilmem neler neler.. azalmadı sanki daha da çoğaldı dünya.


Neyi ne için yapıyorsun diye sık sık sorarım kendime. Bu süreçte mantıklı cevapları zihnim hep bulsa da gönlümdeki boşluğu hissetmemek elde değildi. Bir cevap bulduğumda da onu defalarca test etmem gerekti; bazı cevaplar samimiyet testini geçemedi.


Yaşım az değil, neyi ne için yaptığını deneyimlemekle ilgili standartlarım belliydi ve amacımı çok net bildiğim günlere dair hissiyatım hep taze. Fakat amaçlar da insanlar gibi değişir, esner, dönüşür.


Aynı yerde değişmeden duran şeylerdeki canlılık, sorgulanmalıdır. Bununla birlikte amacımın sadece dünyamı değil, gönlümü de hoş kılmasını beklerim. Ve sadece kendime dair bir hoşluk değil, etki alanım ve nazarı ilahi için de hoş olmalıdır. Herkesin hoşuna gitmekten başka bir şey bu bahsettiğim.


Belki de bir hoşluk sunmaya dair yönelim, bizi diğerlerine dokunmaya ikna ediyor; fâni kubbede, bir ses bırakma telaşı...


Tüm bu aksiyon içinde tınısı kulağımı tırmalayan tek şey, yaptıklarımızın ve yapacaklarımızın bu dünyada kalacak olmasıydı. Ötelerle köprü kurmalıydı burada attığımız her adım. Bu basit bir dünyevi işi ulvileştirme çabası mı, dersiniz?

Yine de işte, insanın "bir dikili ağacı olmalı"ydı. Ağacın kökü, bu dünyada ise, dalları ötelere uzanmalıydı. Belki bu da bir motivasyon kaynağıdır.


Tüm atalarımızı aynı şekilde büyülemiş olmalı, kendilerinden sonraki nesillere aktaracakları bir iz bırakmak. Oysa çoğundan geriye kalan görünürde tarihin yazdığı böyle bir iz yok; fakat bizler, onların herhangi bir parçasını taşıyan bizler, işte buradayız; İz'in ta kendisi olarak... Bu durumda her biri gerçek birer kahraman olmalı, tıpkı bizler gibi.


Dünya, bırakıp gideceğimiz bir yerdir, evet. Öteler vardır; anlatılsa da asla anlayamayacağımız başka boyutlar...

Yolculuk, buradan bakınca, asla bilemediğimiz bir yere doğru.. ve insan soyumuzla beraber köprünün ta kendisiyiz.


"Neyi, ne için yapmalı" sorusu burada yeniden canlanıyor içimde.. İnsanı insan yapan değerler, erdemler, hukuk, hisler, gayeler, yönelimler.. Tüm bunların hızla ve delice savrulduğu bir zamanda, insan, insan kalmak için yapmalı her ne yapıyorsa.



Deniz Saraç

(c) Yayınlar yazar adı gösterilerek paylaşılabilir. Yayınları izinsiz ve yazar adı gösterilmeden kullanan, kopyalayan, yayımlayan hakkında yasal işlem başlatılacaktır.

0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Sistem ve Aile Dizimi Hakkında Sık Sorulan Soruların cevaplarını bulacağınız bu kısa ve öz videoyu beğenip, başkalarının da faydalanması için paylaşın! Aile Dizimi ve Aile Danışmanlığı ile ilgili daha

İnsanın elinde olan tek şey, nefesinin içinden geçtiği ândır; insan için yegane gerçek bu. Bu nedenle tasavvuf büyükleri "vukûfi zamâni" kavramını açıklarken "üzerinden geçen zamanı iyi bil. Hem nasıl

Yaşansaydı ne olurdu diye sorduğum birçok hikaye var içimde. O ikinci mektubu yazmadığımız adam, gülümsemeye utandığımız çocuk, bir daha aramadığımız o yaşlı kadın, bir beklentiye girmesin diye üzerin